Happy Hour

4 kişi kendisini tutuyor, 10 arkadaşı var.


18.07.1985 doğumlu, 22 yaşında. şu an yaşadığı yer İstanbul. Yıldız Yakıcı olarak çalışıyor.

gruplar

üyesi olduğum topluluklar | yöneticisi olduğum topluluklar
  1. istanbul

    istanbul

    4259 üyesi var. üyelik serbest.
  2. eskişehir

    eskişehir

    1103 üyesi var. üyelik serbest.
  3. marksist idman yurdu

    marksist idman yurdu

    575 üyesi var. üyelik yönetici onayı ile.
  4. Umut Sarıkaya

    Umut Sarıkaya

    326 üyesi var. üyelik serbest.
  5. sosyoloji

    sosyoloji

    124 üyesi var. üyelik yönetici onayı ile.

Gilthoniel panosu rss kaynağı

arkadaşları neler demiş?

Luchi Acıyla Yoğrulur , Kendi Yağında Kavrulur
Mutluluğum Yavrudur ,
Dilim Damağımı Kurutur , Çölde Yağmur Kurudur
Sessizliğim Konuşur , Ben Dünyayla Boğuşur


Bütün Bedenler Soğuyacaktır, Elbet Yavaştan


Geride Kalacak Dünyadan


Baksana Dedelerimiz Toprak Altında Doğmuşlar



Luchi Aynı Şarkıyı Söyleyeli 9 Sene Olmuş

Hergün Bir Adım Daha Fark Atmaktayım Bu Dünyaya
Uzaktan Tanıdık Oluyorum Yakınlaştık Bu Yabancıya

Ben Bana Kendim İçin Lazımım , Hatıram Olsun Sana Şarkım
Lapa Lapa Kar Yağsın , Manzaralarımı Beyazlara Boyayın
Bennn
Bugün Ölebirim
Şu an Ölebilirim
Her An Ölebilirim

Agresiflik Titretirken Kalbimin Bam Telini
Yeni Kapılar Kilitlenir Ve Bende Anahtarlar Eksik

Hergün Yeniden Donduğum İçin Kendimi Tekrar Etmem Zor
Hergün Eridiğim İçin Kendimi Buz Küpü Yapmam Zor

Olmak İçin Tüm Savaşlara İhtişamlı İmparator
Cenk Halinde Akşamlarım Şarkılar Birbirini Yiyor



Vardır İçmedende Bir Köşeye Sızmışlığım

Vardır Ayaklarımı Kullanmayıp Kollarımla Kaçmışlığım
İftira İzdihamında Kendimi 4 Bir Tarafa Dağıtmışlığım
Bir Kenarda Cüretim Diğer Yanda Alışmışlığım

luchifer   5 gün önce  

LethevreM   13 Aralık 2007 14:09  

if   19 Kasım 2007 19:40  

luchifer   12 Kasım 2007 18:15  

Sonsuza kadar yaşamak istiyorsan, ilk adım olarak ölmek zorunda olduğunuzu unutma...Bu benim için yakındır....
İnsan sevdiklerini öldürür diye bir söz vardır ya; aslında bak, insanı öldüren de hep sevdiğidir....
Hayatta elde edebileceğiniz her şeyin sonunda çöpe gideceğini anladığın zaman ağlamak çok kolaydır.
Sevdiğiniz herkesin size sırt çevireceğini ya da öleceğini fark ettiğiniz zaman ağlamak kolaydır.
Uykusuzluk...Her şey çok uzaklardadır, her şey suretin suretinin sureti...
Dünyayla arana öyle bir mesafe sokar ki, ne sen bir şeye dokunabilirsin, ne de bir şey sana.
Bütün umutlarımı kaybetim artık özgürüm...Bu yüzden Her akşam ölüyor ve her sabah yeniden doğuyorum...
Bunun benim hayatım olduğunu biliyorum ve an an sona eriyor....
Başka bir yerde, başka bir zamanda uyanabilseydim, başka bir insan olarak uyanabilir miydim diye soruyorum hep kendime...
Uyanırsın ve hiçbir yerdesindir....
Ve sizin gibi mahlukalar...Mobilya satın alırsınız. Kendinize dersiniz ki, bu hayatım boyunca ihtiyaç duyacağım son kanepe. Kanepeyi alırsınız ve sonraki birkaç yıl boyunca, hangi işiniz ters giderse gitsin, en azından kanepe sorununuzu çözmüş olduğunuzu bilirsiniz.Sonra o güzel yuvanızda kısılıp kalırsınız. Bir zamanlar sahip olduğunuz şeyler artık sizin sahibiniz olur.
Ama AreS ne istiyor biliyormusnuz...Hiçbir zaman tamamlanmış olmamayı...Hiçbir zaman halimden memnun olmamayı
Hiçbir zaman kusursuz olmamayı...Kurtar beni, tanrım, kusursuz ve tamamlanmış olmaktan kurtar.
Belki de kendimizi daha iyi bir şeye dönüştürmek için her şeyi kırıp dökmemiz gerekiyor.
Bazen bir şey yapar ve belanızı bulursunuz. Bazen de yapmadığınız şeyler size belanızı buldurur.
Artık Kendi cerahatli ve hastalıklı çürümemi kucaklıyorum.Kovulmak; der AreS ;herhangi birimizin başına gelebilecek en iyi şey olurdu. Böylece havanda su dövmekten kurtulur ve hayatlarımızla bir şey yapardık.
Çünkü ancak kendimi mahvederek ruhumun gerçek gücünü keşfedebilirim.
Güzel ve emsalsiz bir kar tanesi değilsin. Herkes gibi sen de o çürüyen organik maddeden yapılmasın. Hepimiz aynı pürenin parçasıyız...
Kültürümüz hepimizi aynı yaptı. Artık kimse gerçek anlamda beyaz ya da siyah, zengin ya da yoksul değil.
Hepimiz aynı şeyi istiyoruz. Teker teker, hiçbirimiz hiçbir şey değiliz.
Güçlü kadın ve erkeklerin oluşturduğu bir sınıf var ve bunlar hayatlarını bir şeye feda etmek istiyorlar.
Reklamlar insanları gerek duymadıkları arabaların ve kıyafetlerin peşinden koşturuyor.
Kaç kuşaktır insanlar nefret ettikleri işlerde çalışıyorlar, neden?
Gerçekte ihtiyaç duymadıkları şeyleri satın alabilmek için.
Hayatta her şey parayla ilgili değildir.
Bize dünyanın bokundan ve pisliğinden başka bir şey bırakmayacaklar...
Medeniyetin önde gittiği bu yönde Artık maddi eşyaların önemini reddediyorum.
Bizler eşşiz değiliz.Süprüntü ya da pislik de değiliz.Biz sadece biziz..Biz sadece biziz ve hayatta başımıza gelenlerin bir nedeni yok....
Tutkulu bir yasam tarzının yan ürünleriyiz..Ve bundan nefret ediyoruz....
Artık insanoğlu kızların veya erkelerin peşlerinden koşmayı bırakın saçmalıklarla uğraşmayın....Acı,Mutluluk,Sevgi,Aşk gib kavramları kafanıza takmayın artık...
Hayatımda en son neyin olmasını istiyorum biliyormusnuz?
Beynime bir silah dayanıp duvarları beynimle boyanmasını...
Tanrı'nın senden hoşlanmadığı olasılığını düşünmelisin. O seni hiç istemedi, hatta büyük olasılıkla senden nefret ediyor. Bu basına gelecek en kotu şey değil. Laneti ve affedilmeyi boş ver. Biz Tanrı'nın istenmeyen çocuklarıyız.Buna karşın ben tanrıya inanırım fakat bunu düşünmek varsaymak bir çok şeyi çözüyor...
Bu görüşleri hepinize ters gelebilir Saçmada gelebilir bu umrumda bile değil.Bunları okuduktan Sonra beni dışlayabilirsiniz.Buda umrumda değil.Ama lanet olası hayatlarınızdan kurtulun artık Çırpınmayı bırakın Bırakın herşey düşeceği yere düşsün.

luchifer   21 Ekim 2007 13:31  

heheheh ama bence güszel sallamıssın cok devamını bekleris yaahuuu

Gilthoniel   17 Ekim 2007 16:37  

bizde bekleriz kendi sayfamıza her zaman. bi selamdır bi bişeydir fln kafana eserse.

luchifer   17 Ekim 2007 16:48  

kırkikindi yağmurları gibi yağıp geçtin, kuytudan izledim seni, yılgın gözlerine yataklık eden gecede. kokun sindi küçük şiirlerime. kuş kıyımı bir sabah yolumu gözlüyor ve ıslığımda karanlık bir yokuş beliriyor, karla kaplı. sesler hüzün örgüsü. kelime eskiten öfkemle dönüyorum bıraktığım izlere. yakıyorum tüm ışıkları. düğüm düğüm geçiyor balıkçılar önümden sessizce. ateş ve toprak işte iki sevdalı, aralarından dilsiz su geçen. öyle uzun sanma zamanı, üstüne kuma getiren. herkes ölümü gece beklerken ben- güze sevdalı bir adam- neden vapur sesi özlemiyle yollardayım saat sıfır üçte? hangi kıyı, soluksuz kapımda? bu mu korku düzmece sessizlik? bulmacanın kara kutuları gibi cezalıyım. kuruyor ellerimde umutsuz bir güneş. gece öldü.... ölüm öldü.... beni gördüm.

Gilthoniel   17 Ekim 2007 14:14  

nereye gittiğimi bilmiyordum, büyük ihtimal evimeydi. cebimdeki üç beş kuruş için öldürülmüştüm. öldürememişte katilim beni. can çekişirken havanın soğuk olduğunu dahada iyi anladım. tenim morarmıştı komple. ve ordaki kaldırıma yapışmıştım. sol gözüm kan yüzünden görmüyor sağ gözüm ise seyiriyordu, çok azda parmaklarımı oynatıyordum. ölmemiştim ama ölümümü izliyordum. ölüyordum ama ölmüyordum.
(17 ekim 2007-15:52 saat sallamasyon vaktiymiş bunlar çıktı)

luchifer   17 Ekim 2007 15:51  

BLOG Gilthoniel rss kaynağı

adresi: http://gilthoniel.sosyomat.com/blog